Yabancı Çalışan Adına Ödenen Çalışma İzni Harcı Gerçekten Ücret midir?

Yabancı Çalışan Adına Ödenen Çalışma İzni Harcı Gerçekten Ücret midir?

Gökhan Bozkurt

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir | İş ve Sosyal Güvenlik Danışmanı 


Geçtiğimiz günlerde Linkedin'de yabancı çalışanlar adına ödenen çalışma izni harcı ve değerli kâğıt bedelinin ücret olarak değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin bir paylaşım gördüm. 

Paylaşımda, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 04.11.2020 tarihli özelgesine dayanılarak bu ödemelerin ücret bordrosuna dahil edilmesi gerektiği belirtiliyor, ayrıca SGK primine de tabi tutulacağı ifade ediliyordu. 

Paylaşımı gördükten sonra özelgeyi yeniden okudum. Açıkçası aynı sonuca ulaşamadım. Öncelikle belirtmek isterim ki, incelediğim özelgede çalışma izni harcı ve değerli kâğıt bedelinin SGK prime esas kazanca dahil edilmesi gerektiğine ilişkin açık bir değerlendirme yer almamaktadır. 

Bu nedenle paylaşımın bu kısmının özelgenin kapsamını genişleten bir yorum niteliğinde olduğunu düşünüyorum. Bunun yanında, özelgede yer alan ücret değerlendirmesi bakımından da tartışılması gereken bazı hukuki noktalar bulunduğu kanaatindeyim. 

Çalışma İzni Gerçekten İşçinin Menfaatine mi? 

Bence konunun çıkış noktası burası. 

6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu uyarınca işveren, çalışma izni almadan yabancı işçi çalıştıramaz. 

Dolayısıyla çalışma izni; 

  • işçinin kişisel talebiyle alınan bir hak değil,
  • işverenin yerine getirmek zorunda olduğu yasal bir yükümlülüktür.

 Bu nedenle çalışma izni harcı bana göre öncelikle işverenin yabancı işçi çalıştırabilmesi için katlandığı zorunlu bir işletme maliyetidir. 

Çalışma İzni İşçiye Verilmiş Genel Bir Çalışma Hakkı Değildir 

Bence gözden kaçırılan en önemli nokta bu. 

Çalışma izni, yabancı çalışana Türkiye'de istediği işveren yanında çalışma hakkı vermez. 

Tam tersine; 

  • belirli bir işveren,
  • belirli bir işyeri,
  • belirli bir görev,
  • belirli bir süre

 için düzenlenir. 

Yabancı çalışan işten ayrıldığında aynı çalışma izniyle başka bir işveren yanında çalışamaz. Yeni işveren adına yeniden çalışma izni alınması gerekir. 

Dolayısıyla çalışma izni; 

  • devredilebilen,
  • satılabilen,
  • başka işverende kullanılabilen,
  • bağımsız ekonomik değere sahip

 bir hak değildir. 

Bu nedenle çalışma izni harcının, işçiye sağlanan serbestçe tasarruf edilebilir bir ekonomik menfaat olarak değerlendirilmesi bana göre tartışmalıdır. 

İşçi Adına Yapılan Her Ödeme Ücret Sayılır mı? 

Gelir Vergisi Kanunu'nun 61'inci maddesi ücreti, hizmet karşılığı sağlanan para ve para ile temsil edilebilen menfaat olarak tanımlamaktadır. 

Ancak bana göre işçi adına yapılan her ödeme ücret değildir. 

Çünkü çalışma izni harcında; 

  • işçinin eline herhangi bir para geçmemektedir,
  • ödeme doğrudan kamu idaresine yapılmaktadır,
  • işçi bu tutar üzerinde tasarruf edememektedir.

 Bu durumda gerçekten ücret niteliğinde bir ekonomik menfaatten söz edilip edilemeyeceği tartışmaya açıktır. 

Aynı Mantık Diğer Zorunlu Giderlerde Neden Uygulanmıyor? 

İşveren; 

  • iş sağlığı ve güvenliği ekipmanlarını sağlamak,
  • işe giriş sağlık raporu almak,
  • zorunlu eğitimleri vermek,
  • yabancı çalışan için noter, tercüme ve benzeri resmi işlemleri yaptırmak

 zorundadır. 

Bu giderlerin önemli bir kısmı çalışan adına yapılmasına rağmen uygulamada ücret olarak değerlendirilmemektedir. 

Ben çalışma izni harcının da bu giderlerden hukuki olarak farklı olmadığını düşünüyorum. 

SGK Boyutu Ayrı Bir Tartışma Konusudur 

Paylaşımda çalışma izni harcının SGK primine de tabi olduğu belirtilmişti. 

Ancak incelediğim özelgede bu yönde açık bir değerlendirme bulunmamaktadır. 

Bununla birlikte konu sosyal güvenlik hukuku açısından ayrıca tartışılmaya değerdir. Çünkü çalışma izni harcı; 

  • işçiye ödenmemektedir,
  • işçinin hesabına geçmemektedir,
  • doğrudan kamu idaresine yatırılmaktadır.

Bu nedenle işçinin fiilen elde etmediği bir tutarın prime esas kazanç oluşturup oluşturmayacağı hususunun, 5510 sayılı Kanun çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. 

Sonuç 

Gelir İdaresi'nin söz konusu özelgesi uygulamada dikkate alınması gereken önemli bir idari görüştür. 

Ancak ben çalışma izni harcının hukuki niteliği bakımından farklı düşünüyorum. 

Bana göre; 

  • çalışma izni, işverenin kanuni yükümlülüğünün bir sonucudur,
  • yalnızca belirli bir işveren için geçerlidir,
  • işçiye genel bir çalışma hakkı sağlamaz,
  • işçinin serbestçe tasarruf edebileceği bağımsız bir ekonomik değer oluşturmaz.

Bu nedenle çalışma izni harcı ve değerli kâğıt bedelinin, işçiye sağlanan ücret niteliğinde bir menfaatten ziyade, işverenin yabancı işçi çalıştırabilmek için katlandığı zorunlu bir işletme gideri olarak değerlendirilmesinin daha isabetli olduğu kanaatindeyim. 

Elbette bu değerlendirme, Gelir İdaresi'nin mevcut özelgesini yok saymak anlamına gelmemektedir. Ancak çalışma izninin hukuki niteliği, işverenin yasal yükümlülüğü ve "ekonomik menfaat" kavramı birlikte ele alındığında konunun farklı açılardan tartışılmasının uygulamaya katkı sağlayacağına inanıyorum. 

Siz ne düşünüyorsunuz?

Çalışma izni harcı gerçekten işçinin elde ettiği bir ekonomik menfaat midir, yoksa işverenin kanundan doğan yükümlülüğünün zorunlu bir maliyeti midir? 

Görüşlerinizi yorumlarda paylaşmanızı memnuniyetle isterim.

Yorumlar
* Bu e-posta internet sitesinde yayınlanmayacaktır.